matcha-cayi-efsane
Matcha çayı bir efsane mi? Mucize mi?

Sosyal medyada sıklıkla karşılaştığımız ve son zamanlarda restoran ve kafelerde servis edilmeye başlanan matcha çayını duydunuz mu? Çok yakın zamanda mutlaka duyacaksınız. Çünkü olumlu etkileri vurgulanan bunun ötesinde kilo kaybetmek için bir mucize olarak tanıtılan matcha çayı bir mucize değil ama matcha çayının sağlık yararları çok fazla. Çünkü yapılan güncel bilimsel çalışmalar, matcha çayının yüksek antioksidan içeriği sayesinde kalp hastalıklarından ve tip 2 diyabete karşı koruyucu etki oluşturduğunu, beyin fonksiyonlarını geliştirdiğini gösteriyor. Her şeyden önce şunu söyleyebilirim ki “efsane bir içecek” değil. Unutmayın ki sağlıklı besinlerden oluşan yeterli beslenme olmaksızın hiçbir besin ya da içecek ne kilo kaybı hedefine ne de sağlıklı bir kalbe, beyne erişmeniz mümkün değil. Dünyayı kasıp kavuran matcha’nın üretiminden, geçmişte bugüne kullanımından, potansiyel
yararlarından ve fazla tüketimin oluşturabileceği risklerden sizlere bahsedeceğim. Karar sizin tüketip tüketmemekte.


Matcha çayı nedir?


Matcha ilk olarak Çin’de Tang Hanedanlığı’nda keşfedilmiş, 14 ve 16. yüzyıllar arasında Japonya’da yaygın olarak tüketilmeye başlamıştır. Zen Budizmi’nin önemli bir parçası olan bu çayın rahatlatıcı, stresi azaltıcı ve bilişsel fonksiyonu güçlendirici etkilerinin olduğu bilinmektedir. Matcha, toz haline getirilmiş kaliteli bir yeşil çaydır. Ufalanmış anlamına gelen “ma” ve çay anlamına gelen “cha” sözcüklerinin bir araya gelmesiyle oluşur. Diğer çaylarla aynı bitki ailesinden gelse de farklı şekilde yetiştirilir ve hazırlanır. Matcha yetiştirilirken çay bitkisinin hasattan 20 – 30 gün önce güneş ışığına direk maruziyeti kesilir. Bunun sonucunda bitkinin fotosentez hızı azalır ve büyümesi yavaşlar. Bu da bitkide klorofil üretimini ve amino asit içeriğini artırır, bitkinin daha koyu yeşil bir renge sahip olmasını sağlar. Çay bitkisinin yaprakları toplandıktan sonra oksitlenmeyi önlemek amacıyla buharda bekletilir. Sonrasında ise damar, sap ve yabancı maddelerinden ayrışan yapraklar kurutulup öğütülerek ince toz haline getirilir. Günümüzde halen Çin ve Japon kültüründe eşsiz bir yere sahiptir. Matcha çayı, Japon çay seramonilerinin değişmez bir parçası olmaya devam etmektedir. Matcha hazırlanırken desenli seramik kaplar, bambu Matcha çayının olumlu etkileri vurgulanıyor, bunun ötesinde kilo kaybetmek için bir mucize olarak tanıtılıyor. Peki, matcha çayı bir efsane mi? Mucize mi? whisk ve bambu kaşık gibi özel aletler kullanılır. Matcha hazırlanırken köpürmesi ve uygun su sıcaklığının sağlanması istenir. Toz halinde olduğu için demlenme yapılmaz, sıcak suya eklenir ve bambu kaşıklar ile karıştırılır. Bundan dolayı diğer çaylardan farklı olarak hem suda çözünen hem de çözünmeyen tüm bileşenleri içerir; yapısında kafein, antioksidan bileşenler ve L-teanin yeşil çaydan çok daha yoğun düzeydedir.

Nasıl tüketilir?

Matcha sıcak su ile hazırlanarak çay şeklinde, süt ilave edilerek matcha latte olarak veya çiğ sebze ve meyvelerle yaz günlerinde keyifle içilecek smothielerin içerisinde yer alabilir. Bunun yanında matcha tozu ekmek, çorba, kek, muffin, pankek, kurabiye, krep, çikolata, dondurma topları gibi çeşitli tariflere de lezzet ve sağlık katabilir. Kilo kaybını destekleyebilir. Matcha çayı üzerine yapılan bilimsel çalışmalar genellikle antioksidan içerik, duygu durumu, bilişsel fonksiyon, kanser ve diş sağlığına olan etkiyi incelemektedir. Matcha tüketiminin kilo kaybı sağladığına dair çok sayıda olmamakla birlikte çalışmalar genellikle yeşil çay ile yapılmaktadır. Ancak ikisi de aynı bitkiden elde edildiği, hatta matcha daha yoğun içeriğe sahip olduğu için yeşil çayın gösterdiği etkilerin matcha çayında da görülmesi beklenir. Yeşil çay ve ekstratlarıyla yapılan bilimsel çalışmalarda metabolik hızın arttığı ve yağ yakımının yüzde 17’ye kadar desteklendiği gösterilmektedir.

Antioksidan deposu Matcha, yapısında yüksek oranda klorofil, polifenol ve kateşin gibi antioksidan içeriğine sahiptir. Araştırmalar bu antioksidan içeriğin diğer yeşil çayların 3 – 4 katına eşdeğer olduğunu göstermektedir. Bu sayede enfeksiyonların önlenmesine ve daha güçlü
bağışıklık savunmasına yardımcı olur. Özellikle kateşinlerin alt sınıfı antioksidan molekül olan epigallokateşin gallatın serbest radikal temizleme aktivitesi sayesinde Matcha, kansere karşı
koruyucu etki sağlamaktadır. Ayrıca bu özel molekül kolesterolseviyelerinin düşmesine yardım
ederek kalbi ve kalbe giden damarları korur. Kan şekeri seviyesini düşürür, diyabetik bireylerde kan yağlarının, kolesterol seviyelerinin ve karaciğerden salınan glikozun da azaltılmasına yardımcı olur. Bilişsel fonksiyonları güçlendirmede etkin.

Harika bir antioksidan kaynağı olmasının yanı sıra matcha çayı yüksek oranda L-teanin adı verilen eşsiz bir amino asit içerir. L-teanin zihinsel gevşemeyi sağlayan ve stres sinyalleri ile savaşan alfa dalgalarını artırır. Ayrıca L-teanin hafıza ve konsantrasyon sağlayan kimyasalların salımını sağlar, yüksek miktarda kafein ise beynin uyanık kalmasını destekler. 2017 yılı Food Research International Dergisi’nde yayınlanan güncel çalışma matcha çayı hafızayı güçlendirdiğini desteklemektedir. Bunun yanında matcha’nın yaşlı erişkinlerde yaşa bağlı zihinsel düşüşü azaltmaya da yardımcı olabileceğini ve beyin işlevini iyileştirebileceğini gösteren çalışmalar da bulunmaktadır.


Detoks için süper tercih Matcha’nın içinde bulunan yüksek düzeydeki klorofil, kanın temizlenmesine yardımcı olan mükemmel bir detoks etmenidir. Kan ve dokuların alkaliliğini korumasına yardımcı olur. Özellikle çiğ sebzeler, meyveler ve matcha’yla birlikte mhazırlayacağınız smoothie’lerde bu etki daha da artar. Ayrıca dışkı atılımını da teşvik ederek vücudu zararlı kimyasallardan ve toksinlerden kurtarır. Klorofil ayrıca zararlı toksinlerin kolon duvarları ile birleşmesini önlemede ve bunların vücuttan atılmasında da etkilidir.

Günde maksimum 2 fincan tüketin

Matcha yaprakları, bitkinin büyüdüğü toprağa bağlı olarak ağır metaller, böcek ilaçları, florür gibi bazı zararlı maddeleri içerebilir. Bu durumda organik matcha kullanımı daha düşük zararlı bileşenler açısından fayda sağlasa da, yine yüksek miktarda matcha tüketildiği durumlarda
sorun teşkil edebilir. Diğer bir yandan matcha çayı yeşil çaya göre daha yoğun etkiye sahip olduğundan, kontrolsüz tüketim karaciğer ve böbrek hasarına yol açabilmektedir. Ayrıca yüksek kafein oranı sebebiyle de fazla alımı ishal, kardiyak aritmi, bağırsak problemleri gibi durumları tetikleyebilmektedir. Bu nedenle günde 2 bardak yaklaşık 450 mililitreden fazla tüketilmesi önerilmez. Bununla birlikte araştırmacılar yüksek kafein içeriğinden dolayı matcha çayının hamilelik, emziklilik döneminde ve herhangi bir sağlık sorunu varlığında kullanılmaması gerektiğini vurgulamaktadır.

‘Matcha, diğer çaylardan farklı olarak hem suda çözünen hem de çözünmeyen tüm bileşenleri içerir; yapısında kafein, antioksidan bileşenler ve L-teanin yeşil çaydan çok daha yoğun düzeydedir.’

Afiyetler olsun.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz